Mahmut Görür sitesine hoş geldiniz!
"hayat hepimizin"
KELLE - PAÇA ÇORBASI…
En lezzetlisi kuzu kellesi ve paçası ile olan çorbayı yapmak için, öncelikle kelle çok iyi yıkanmalı ve bol suda haşlamalı, elbette paçalar da. Haşlanan kuzu kellesi soğuyunca itinayla ayıklanması gerekir, özellikle dilinin üzerindeki zarın çok iyi soyulması önemlidir. İnsana göre çok önemli, kuzuya göre de önemi pek tespit edilmemiş beynin ayıklanma işlemi bittikten sonra, sıra paçalara gelir. Ayıkladığımız kelle ve paça etlerini keskin bir bıçakla zar biçiminde doğrayarak süzülmüş kendi suyunun içine ilave edilir.
Terbiyesini de yapıp içine kattığımız çorba, kısık ateşte bir saat piştikten sonra servise hazır olur. Arzuya göre sirke ve dövülmüş sarımsak ilave ederek, ki bana göre olmazsa olmaz olan bu ikili ile birlikte afiyetle içilir…
Ve Türkiye’de son günlerde gelişen siyasal ve ekonomik gelişmeler…
Anayasa Mahkemesi, AKP’nin uygulamalarının Türkiye Cumhuriyeti’nin yapısal bütünlüğünü tehlikeye soktuğu iddiasıyla kapatma istemiyle dava açmıştı…
Çok ciddi bir suçlama ile karşı karşıya kalan AKP, kendine çeki düzen vermek ve savunmak adına hiçbir girişimde bulunmazken, hep bir ağızdan saldırıya geçti hukuğa. Bu da yetmedi güdümünde oldukları o çok demokrat ve hukuk abidesi(!) AB Ülkeleri de katıldı bu koroya. Elbette kolay değil insanın işbirliği yaptığı, her istediğini kolaylıkla uygulattığı kişilerin avucunun içinden yitip gitmesi ve düzeninin bozulması...
Bu da yetmezmiş gibi, koca koca hukukçular “Anayasanın bilmem kaçıncı maddesine göre, Recep Tayyip Erdoğan AKP kapatıldığında bağımsız olarak seçilip, yeni partisinin başına geçerek Türkiye’yi yönetebilir” derken, bir başka grup ise; “ Recep Tayyip Erdoğan ve ekibi 5 yıl kesinlikle siyaset yapamaz” dedi. Eğer, Recep Tayyip Erdoğan ve ekibi yeniden bizleri yönetecekse, o zaman Anayasa Mahkemesi ne için dava açtı?
Başbakan, her konuşmasında ekonomimiz hakkında pembe tablolar çiziyor gözlerimize baka baka. Adama sorarlar o zaman, madem ekonomimiz çok iyi de; elimizde son kalan değerlerimiz yollarımızı, köprülerimizi ve sularımızı ne demeye satmaya kalkışıyorsun?
Abdullah Gül’e soruyor gazeteciler, “Eşiniz, Osmanlı eserlerini Çankaya Köşküne getirecek mi? “ verdiği cevaba bakar mısınız? “ O konuyu Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri’ne sorun, konuyu o biliyor” Böylesi bir yanıt, insanları kandırmak ve doğruları saptırmak anlamına gelmiyor mu sizce?
Memleketin Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt ve CHP’nin Genel Sekreteri Önder Sav, yönetimce yasal olmayan bir şekilde dinleniyor. Böylesi çok önemli bir skandal karşısında bile her şeye kavgayla yanıt veren RTE’den hala tık yok…
Sanki 6 yıldır Güney Doğu’yu görmemiş de, birden bire bölgenin kalkınması aklına gelmiş. 12 bakanıyla beraber gövde gösterisiyle, bilmem kaçıncı Gap paketini açtı. Belediyelere ilave ek gelir sağlanması için düğmeye basıldı. Tabii ufukta yerel seçim var, parmaklarda birer parça bal, sürülecek ağızlar tespit ediliyor. Bunu TÜSİAD Başkanı da onaylıyor zaten “Popülizme dönüş işaretleri var” açıklamasıyla. Yine oy avcılığı ve yine takiye…
Tuzla’da üç otuz paraya kiralanmış, belki de hayatında hiç gemi görmemiş işçiler iş güvenliği sağlanmayan ortamlarda çalışmaya çalışırken, kazalar sonucu ölüyorlardı. Buna karşılık hükümet hemen olaya el koyup, kararlılıkla firmayı kapattı. Sonra ne oldu? Bir hafta sürmeden şirket yeniden faaliyette…
Lüks otelde yabancılarla yenen bir yemek, yabancı konuklara sorgusuzca içki servisi yapılırken, Türk olan konuğa içki içmek yasak! Otelin ortağı kimmiş? Bahadır Yaşık, AKP Güngören meclis üyesi. Ne demişti seçim sonrası Erdoğan? “Biz herkese eşit davranacağız”. Biz buralarda “mahalle baskısı” olacak dediğimizde kimse iplememişti…
Bu arada Abdullah Gül hakkındaki “kayıp trilyon davası” ile ilgili fezlekenin kaybolduğu iddia ediliyor, CHP Konya Milletvekili Atilla Kart tarafından. Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’e yönelttiği soru yönergesine yasal süresi 10 gün önce dolmasına rağmen, bu güne kadar bir yanıt gelmemiş. Amaç ne olabilir sizce?
İşte, AKP ile yönetilen Türkiye’mizde yaşadıklarımızdan birkaç örnek. Tıpkı, yukarıda tarifini yaptığım kelle-paça çorbası gibi, içinde her şey var. Beyin, dil, et, ayak, sabır ve terbiye…
İsteyen sirke sarımsak kullanır, istemeyenden bana ne!
Date: 28 May 2008, Wednesday
Comments (1) | Add Comment
Comments (1)
Add a new comment:
Sponsor
Latest Entries
ÖNCE İNSANLIK ONURU!...ESKİŞEHİR NOTLARIM...
BAŞIMIZ SAĞ OLSUN!
MİLLETİMİN MECLİSİ...
SEN İZLEME! BEN İZLERİM...
Latest Comments
saban: 12.yasından beri çalışıyo...
yasardilsiz: Başınız sağolsun......
yasardilsiz: Ne yazıkki Mahmut Hocam durum...
yasardilsiz: Sözüm ona Babacan kardeşimi...
nelly: Teşekkürler paylaşımın i...
nelly: nEDENSE KÖŞEYE HER SIKIŞTIK...wind: Maalesef OP'da gördükki baz...

nEDENSE KÖŞEYE HER SIKIŞTIKLARINDA CANSİMİDİNE SARILIR GİBİ ESKİ VAADLERİ GÜNDEME TAŞIYIP İKTİDARLARINI 2015'E KADAR GARANTİLEMEK İSTİYORLAR AMA BU SEFER YEMEZLER.
(29/05/2008 05:25)